• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/yamanlikoyu/
  • https://plus.google.com/u/0/104588381021507742164/posts
  • https://twitter.com/mevlutuygun
    • YAMANLI KÖYÜ
    • BİZ GÖRMÜYORUZ DİYE BU BAHÇENİN BİR BAHÇIVANI YOKTUR DİYEMEYİZ ÖYLE Mİ?
    • YAMANLI KÖYÜ
    • İNCİTME,İNCİTTİĞİN YERDEN İNCİNİRSİN MEVLANA
    • TUFANBEYLİ SÜNBÜLÜ YAMANLI KÖYÜ
    • LÜTFEN ALIŞKANLIK YAPIN GÜNE GÜLÜMSEYEREK BAŞLAYIN
    • YAMANLI KÖYÜ
    • GÖZ AĞLADIĞI KADAR YANAR KALP KADAR YARALANMAZ
    • YAMANLI KÖYÜ
    • ASLA GEÇMİŞTE YAŞAMA; AMA DAİMA GEÇMİŞTEN DERS AL MEVLANA
    • MEVLÜT UYGUN YAMANLI KÖYÜ
    • YÜKSELİRKEN KIRARAK ÇIKARSAN DÜŞERKEN TUTUNACAK DAL BULAMAZLAR
    • KARSAVURAN KÖYÜ
    • DUVARDA BİR GEDİK AÇMAK İÇİN DUVARDAN BİR TAŞIN EKSİLMESİ YETER A.N.ASYA
    • YAMANLI KÖYÜ
    • İlim aşağıdakileri yükseltir,cahillik yüksektekileri alçaltır. Sokrates
    • YAMANLI KÖYÜ
    • Kibir bele bağlanan taş gibidir, onunla ne yüzülür, ne de uçulur. Hacı Bayram-ı Veli
    • YAMANLI KÖYÜ
    • ÖMÜR DEDİĞİN NEDİR Kİ İKİ DAĞ ARASI BİR KUŞ UÇUMU MESAFE M.UYGUN
    • YAMANLI KÖYÜ
    • HAYAT STANDARTLARIMIZI YÜKSELTİRKEN, HAYAT KALİTEMİZİ DÜŞÜRDÜK. DAHA İLGİ ÇEKİCİ OLANI ŞU Kİ STANDARTLARIMIZ YÜKSELDİKÇE KALİTEMİZ DÜŞÜYOR. Yolda Rene Dubas
    • YAMANLI KÖYÜ
    • YAPTIĞIN İYİLİĞİ HATIRLAMA, GÖRDÜĞÜN İYİLİĞİ UNUTMA
    • YAMANLI TERMİK
    • EVLATLARINI TERBİYE EDEN BİR MİLLET DÜŞMANLARINI AZARLAMIŞ OLUR. E.N.Sührevdi
kategoriler
Site Haritası
Takvim
Saat
Köyden Kareler

Mevlut Uygun

Mevlut Uygun
mevlutuygur@hotmail.com
Kıssadan Hisse
14/02/2018

Kıssadan Hisse

Sultan Murad Han birgün çarşıda bir ölüyle karşılaşır, ahaliye sorsa da işin aslı sonradan ortaya çıkar.

Sultan Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:

– Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?

— Akşam garip bir rüya gördüm.

– Hayırdır inşallah?..

— Hayır mı şer mi öğreneceğiz.

– Nasıl yani?

— Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördügü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya, Zeyrek’ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar;

— Kimdir bu?

Ahali: Aman hocam hiç bulaşma, derler. Ayyaşın meyhusun biri işte!..

— Nerden biliyorsunuz?

– Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz…

Bir başkası tafsilata girer;

– Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısı’nda çalışır. Nalının hasını yapar… Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine.. Hele yaşlının biri çok öfkelidir. İsterseniz komşulara sorun, der.

– Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?..

Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tedbili kiyafet mollalar kalırlar mı ortada!.. Tam vezir de toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu :

— Nereye?

– Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.

— Millet bu, çeker gider. Kimseye bir sey diyemem… Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlamak gerek.

– İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.

— Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.

– Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?

— Mollalığa devam… Naaşı kaldırmalıyız en azından.

– Aman efendim, nasıl kaldırırız?

— Basbayağı kaldırırız işte.

– Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var. Tekfini, telkini…

— Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.

– Şurada bir mahalle mescidi var ama…

— Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?

– Ne bileyim, Ayasofya’dan, Süleymaniye’den, en azından Fatih Camii’nden…

— Ayasofya ile Süleymaniye’de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii’ni iyi dedin. Hadi yüklenelim…

Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa… Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza… Mechul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha… Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.

– Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba…

— Nasıl yani?..

– Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..

— Doğru, öyle ya, neyse… Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.

Vezir, cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir.

– Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar… Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından…

– Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir… Bizim efendi bir âlemdi, vesselam… Akşamlara kadar nalın yapar… Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!..

— Niye? – Ümmeti Muhammed içmesin diye…

— Hayret…

– Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek… O çeker gider, ben menkîbeler anlatırdım onlara… Mızraklı ilmihal. Hucceti islam okurdum…

— Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki…

– Milletin ne sandığı umrunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kabe’yi görmeli…

— Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?

– İşte bu yüzden Nişancı’ya, Sofular’a uzanırdı ya… Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. inan cenazen kalacak ortada…

— Doğru, öyle ya?..

– Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. iş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?

— Peki o ne dedi?

– Önce uzun uzun güldü, sonra;

– Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?



Paylaş | | Yorum Yaz
63 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YANKI - 13/12/2017
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarken birden oğlan takılıp
YANMAK - 05/11/2017
Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:
GÜNAH REÇETESİ - 13/05/2016
Behlül Dane Hz yani halife Harun Raşit in kardeşi bir gün deliler hastanesini gezer. Gezerken ortada bir deli elinde bir havanla toprak dövdüğünü görür.
Türkiye'nin önceliği nükleer enerji - 14/12/2013
Türkiye'nin önceliği nükleer enerji Türkiye'de halen rüzgar enerjisinden elde edilen elektrik enerjisi miktarı 800 MW düzeyinin biraz üzerinde. Bu miktarın 2023'e kadar 20 bin MW düzeyine çıkarılması öngörülüyor.
KÖYDEN HABER ALDIM - 30/10/2013
Geçenlerde bir arkadaşla karşılaştım. Köylüm olunca hemen köyde ne var ne yok dedim? Çalışana bol iş var yapacak adam bulmak biraz zor dedi.
Termik santral ölüm demektir! - 05/12/2011
Son günlerde küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişikliklerinin neden olduğu sorunlar oldukça tartışılır oldu.
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam32
Toplam Ziyaret1187504
Hava Durumu
Anlık
Yarın
33° 35° 25°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.79664.8159
Euro5.58855.6109
Köyden Kareler
ADANA HAVA DURUMU
ADANA